Cafer Şahin
Aile çatısı altındaki anne ve babanın dünyadaki en değerli varlıkları sahip oldukları çocuklarıdır kuşkusuz.Çocuk anne ve babanın hem sevinç ve mutluluklarını paylaşacakları
bir insan hem sevgi alışverişinde bulunacakları bir varlık hem de dünya kendilerini temsil edecek ve kendilerinin devamı olacak yaratışların en güzelidir.
Victor Hugo çocukla ilgili olarak şunu söylemektedir:“Çocukluk;çocuk kelimesinin etimolojik olarak eski Türkçe’de ‘su’ ve ‘ço’ neslin devamına kaynaklık eden “nutfe”ye işaret
ettiği fikri ortaya atılmıştır.
Canlılar aleminde insan yavrusu kadar aciz ve yıllarca bakılmaya muhtaç ikinci bir varlık gösteremezsiniz.Peki neden böyledir?İnsanın bedensel gelişimi ile beyinsel ve ruhsal gelişiminde bir paralellik vardır.Eğer insanoğlu diğer hayvanlar gibi doğar doğmaz hareket etmiş olsaydı beyinsel ve ruhsal gelişiminde bir paralellik vardır.Eğer insanoğlu diğer hayvanlar gibi hareket etmiş olsaydı beyinsel ve ruhsal gelişimi tamamlanmadığından büyük
bir sorun haline gelirdi.
Bir çocuğun dünyaya geldikten sonra yetiştirilmesi ve eğitilmesi gibi sorumlulukları üstlenen anne ve baba bu görevi nasıl en iyi şekilde ifa etmelidir ki çocuk toplumda sağlıklı bir birey olarak varlığını idame ettirsin?
Başta şunu belirtelim ki;her toplumun kendine has kuralları,değer yargıları,ahlak anlayışı ve
paradigması vardır.Bir toplum için iyi,güzel ve etik olan;diğer toplum için kötü,çirkin ve ahlakdışı olabilir.İşte bu nedenlerle bireyin yetiştirilmesi ve eğitimi toplumda topluma farklılık arz edebilir.Çocuk yetiştiği toplumun maddi ve manevi unsurları ile yoğrulacak ve biçim alacaktır.
Önceki yazımızda “Eğitim” başlıklı yazımızda ailenin üç önemli görevi olduğunu söylemiştik.Bunlar:
1-Bireyin güven duygusunu kazanması
2-Bireyin olumlu ruhsal gelişimi
3-Bireyin toplumsallık duygusunu kazanması
Doğan Cüceloğlu “İçimizdeki Çocuk” adlı eserinde bu konu ile ilgili olarak anne ve babanın çocuğun gelişmesinde altı temel görevi olduğunu söylemiştik.Bunlar:
1-Dokunulma 2-Güven 3-Yapı-düzen 4-Sosyalleşme 5-Uyarılma 6-Kendini değerli görme
Çocuk anne ve babanın ilgi,sevgi ve şefkatine muhtaçtır.Bunlar içerisinde sevgi,çocuğun gelişiminde en önemli unsurdur.Anne ve babasının sevgisini kazanmış bir çocuk dış dünyaya
kendi penceresinden ,güvenle bakar.Güven duygusu kendi dışındaki insanlarla sağlıklı bir iletişim kurmasında en önemli etkendir.
Anne rahminde dünyaya gelen çocuk bir güven bunalımı yaşar.Bilinmeyen,güvensiz bir ortam,çocuk için kaygı verici bir durumdur.Güven duygusunun bir nebze de olsa kazanılması
için annenin dokunuşu,okşayışı ve kucaklaması çocuk için en temel ihtiyaçlardan birisi haline
gelir.
Yapılan araştırmalarda anne-babasız olan ve yetiştirme yurtlarında kalan bebeklerde ölüm oranının,aile ortamında yetişen çocuklara nazaran yüksek olduğu tespit edilmiştir.
Ayrıca anne baba sevgisinden mahrum kalan çocukların içe dönük,agresif,kindar,asosyal davranışlara ve anksiyete gibi psikolojik rahatsızlıklara daha yatkın olduğu tespit edilmiştir.
Kısacası çocuk sevgiden mahrum bırakılmamalıdır.
Anne ve babanın aile içerisindeki uyumu,iletişimi ve rolü çocuğun ruhsal gelişiminde önemli bir yere sahiptir.Geleneksel aile yapısında anne ve babanın rolü açık ve kesindi. Günümüzde ise geleneksel aile yapısından (baba erkil) modern aile (çekirdek aile) yapısına bir geçiş süreci yaşanmaktadır.Her değişiminde olduğu gibi bu geçiş süreci de sancılı olmaktadır.Özellikle kadının ekonomik bağımsızlığını kazanması ile birlikte aile içerisindeki rol farklılığı ortadan kalkmakta veya çatışmaktadır.Bu da toplumda oynayacağı rolü silikleşmekte ve çocuk üzerinde olumsuz bir etki bırakmaktadır.Bu geçiş sürecinde özellikle
anneye büyük bir görev düşmektedir.
Anne ve babanın uyumlu birlikteliği hiç şüphesiz çocuğun gelişiminde temel bir unsurdur.Adler,”Güç eğitebilir çocuklar,suç işleyen nevrozlular,cinsel sapıklar”a düzeni bozuk ailelerin çocuklarında sıklıkla rastlandığını söylemiştir.Yine bu konuyla ilgili Dr.Sula
Wolff,çocukluk dönemindeki psikolojik rahatsızlıkların aile içi ilişkilerden kaynaklandığını belirtmiştir.
İletişimden kasıt,anne ve babanın sözlü ve bedensel diyaloğuyla beraber,çocuğun eğitiminde söz birliği içinde olmasıdır.Anne ve babanın çocuğa toplum kurallarını öğretmesinde,disiplinde,ödülde,cezada ortak bir birlikteliği yoksa bu,çocukta iç çatışmaya yol açacak,çocuk;iyiyi,kötüyü,olumluyu,olumsuzu karıştıracaktır.
Anne ve babanın çok hoşgörülü ve disiplinsiz olması ile aşırıya kaçan katı kurallar ve katı disiplini arasında bir fark yoktur.Aşırı hoşgörü ve disiplinsizlik çocukta bencil duyguların gelişmesine ve toplum kurallarına uymama gibi davranışlar ortaya çıkmasına neden olurken,aşırı disiplin ve katı kurallar çocuğun içe dönük,agresif ve asosyal olmasına neden olur.Anne ve babanın hoşgörüsü,disiplini ve kuralları ifrat ve terfi de kaçmadan vasat yol tercih edilmelidir.
Anne ve baba,çocuklarının bütün ihtiyaçlarını karşılıyorsa,çocuklarının yerine düşünüyor,konuşuyor ve karar alıyorsa,kısacası çocuğa kendi iradesi ile hareket edeceği bir alan bırakmıyorsa çocuğun gelişimi sekteye uğrayacaktır.Bu tür çocuklar –A.Adler bu çocuklar için “şımartılmış çocuk” ifadesini kullanmaktadır- iradesiz,güçsüz,kararsız,güvensiz,bağımlı,öz benliği gelişmemiş bir varlık olarak karşımıza çıkar.Anne ve baba çocuğun temel gereksinimlerini karşılamalı ve mihmandarlık görevini en iyi şekilde ifa etmelidir.
Nitelikli bir toplum nitelikli ailelerden ve bu ailelerde yetişen bireylerden mürekkeptir.Nitelikli bireyin yetişmesi de güzel yarınların muştusudur.
KAYNAKLAR:
1-Engin Geçtan,İnsan Olmak,Remzi Kitapevi
2-Doğan Cüceloğlu,İçimizdeki Çocuk,Remzi Kitapevi
3-Dr.Sula Wolff,Problem Çocuklar ve Tedavi,Say Yayınları
4-Gövsa İ.Alaettin,Çocuk Psikolojisi,Hayat Yayınları
5-Adler Alfred,Sorunlu Okul Çocuğu,Cem Yayınevi
Categories:
AİLEDE ÇOCUK EĞİTİMİ,
YAZILAR

