RSS
Feeddburner RSS Abone Ol!

DÜNYA DA VE TÜRKİYE DE TARIM

Cafer Şahin

İnsanoğlu yeryüzünde var olduğu sürece organik maddelere(tarım ürünleri)ihtiyaç duyacaktır. Tabi ki sadece insanoğlu değil bütün canlılar da organik besin maddelerine bağımlıdır. Son günlerde yaşanan tarımsal kriz ile birlikte Üçüncü dünya devletlerinin halkı açlık tehlikesiyle imtihan olurken özellikle gelişmekte olan ülkelerin tarımsal ürünlerinin aşırı derecede değerlenmesi enflasyonist bir baskı oluşturarak enflasyonla mücadelesine ket vurmuştur. Bu durum gelişmiş ülkelerin ekonomisini de etkilemiş: fiyat istikrarı sağlamış olan İngiltere de bile gıda maddelerinin %15’e kadar artışına neden olmuştur . Peki Dünya genelinde yaşanan tarım krizinin altında yatan sebepler nelerdir? Sorusunu genel olarak üç başlık altında cevaplamak mümkündür.

1-Küresel ısınma

2-Bio Yakıtlar

3-İlkel Tarımsal Faaliyetler

1-Küresel Isınma:
Dünya tarım krizinin altında yatan en büyük etken küresel ısınmadır.Küresel
ısınma CFC (Klora Flora Karbon) gazlarının başta fosil yakıtların aşırı derecede kullanımına bağlı olarak atmosferdeki artışına bağlıdır.Bu gazlara sera etkisi yaratan gazlarda denmektedir. Küresel ısınmanın etkisi ile kutuplardaki buzulların erimesi deniz seviyesini yükseltmekte,meteorolojik olayların değişimi ile,kuraklık,sel felaketi ve kasırga tehlikesi ortaya çıkmaktadır.Küresel ısınmayı önlemek amacıyla 1997 yılında 168 Devlet Kyoto sözleşmesini imzalayarak sera gazlarını azaltmaya dönük faaliyetlerde bulunacaklarını taahhüt etmişlerdir.Türkiye 2008 yılı mayıs ayında yaptığı açıklamalarla sözleşmeyi imzalayacağını beyan etmiştir.Ne yazık ki sera gazlarının salınımında ön sıralarda bulunan ABD ve Çin bu antlaşmayı kabul etmemektedir.G-8 Ülkelerinin temmuz ayında yaptıkları toplantı sonuç beyannamesinde 2050 yılına kadar sera gazlarının %50’ ye kadar azaltılması kabul edilmiş. Bu antlaşma sorunun çözümünde yetersiz olsa da yinede olumlu bir gelişmedir.
2-Bio Yakıtlar:
BM’lerin yayınladığı rapora göre tarım krizini tetikleyen etmenlerden birininde Bio yakıtlar olduğu tespit edilmiştir.Özellikle son yıllarda petrol fiyatlarında ki artış alternatif yakıt bulma arayışını hızlandırmış ve tarım alanlarının Bio yakıt üretimine kayması tahıl üretimi rekoltesinin düşüşüne neden olmuştur.Birleşmiş Milletler’in araştırmasına göre 2002 yılından 2008’e kadar dünya genelinde gıda ürünlerindeki artış % 75’i bulmuştur.

3- İlkel Tarımsal Faaliyetler:Dünya nüfusu her geçen gün artmakta fakat tarım alanları kentleşme ve sanayileşmenin etkisi ile daralmaktadır. Bu zıt ilişki doğal olarak arz ve talep arasındaki dengesizliğe neden olmaktadır. ABD ve AB gibi gelişmiş ülkelerin dışında tarım faaliyetleri ilkel bir şekilde sürdürülerek tarım alanlarından etkili bir şekilde faydalınamamaktadır. Örnek olarak Türkiye nüfusunun %35’i tarımla uğraşırken bu oran Fransa’da %8’dir.Fransa’nın tarım üretimi Türkiye’den fazladır. Dünyadaki nüfus artışı devam ettiği ve bu ilkel tarım yöntemleri uygulandığı sürece tarımsal krizin büyümesi ve 3.Dünya devlet halklarının açlık tehlikesi ile yüz yüze kalması kaçınılmazdır. BM’ler tarım alanlarının etkili bir şekilde kullanımı için bir fon oluşturup Gelişmemiş ve gelişmekte olan Ülkelerin tarım faaliyetlerinin geliştirilmesi için destek vermelidir.
Türkiye de Tarım
Türkiye nüfusunun %35’i kırsal kesimde yaşamaktadır. Kırsal kesimde yaşayan insanların geçim kaynağı doğal olarak tarımsal faaliyetlerden sağlanmaktadır. Tarımla uğraşan nüfus bu kadar yoğun olduğu halde üretimde nüfusunun %8’i tarımla uğraşan Fransa’nın bile gerisinde olması acı bir tabloyu sergilemektedir. Fransa gibi sanayisi gelişmiş zengin ülkelerin: ıslah edilmiş tohumlar, tarım alanlarını sulama, gelişmiş araç ve gereçler,ilaçlama yöntemlerinin gelişmişliği ve tarım sektörüne uygulanan yardımlar bu devletlerin tarım alanlarında ki elde edilen ürünlerin hem miktarını hem de kalitesini yükseltmiştir. Türkiye 78 milyon hektar toprağa sahiptir.Bu toprağın 45 milyon hektar tarım arazisi olarak kullanılmaktadır.Tarım yapılan alanların sadece 5.1 milyon hektarın da sulama yapılmaktadır.Bu istatistiki bilgiler ışığında Türkiye’de nasıl bir tarım politikası izlenmedir ki;ürünlerinin hem miktarı hem de kalitesi arttırılsın.
1-Devletin tarım sektörüne desteğinin arttırılması

2-Sulanabilir alanların arttırılması
3-Bilgilendirme,yöneltme ve organizasyonun sağlanması

1-Devletin tarım sektörüne desteğinin arttırılması:
Başta gelişmiş ülkelerde olduğu gibi devletimiz tarım sektörüne doğrudan parasal destek sağlamalıdır. ABD’nin tarıma doğrudan desteği 70 milyar doları,AB ülkelerinin ise yardımı 40 milyar doları bulmaktadır.Bu ülkeler sanayi ürünleri ile birlikte tarım ürünlerini de ihraç eder duruma gelmiştir.Ülkemizde: akaryakıtın,gübrenin,ilacın ve tarım araçlarının pahalılığı tarım arazilerinin işletilememesine neden olmakta bu da ürünün hem miktarını hemde kalitesini negatif yönde etkilemektedir.

2- Sulanabilir alanların arttırılması:Türkiye su azlığı çeken bir ülkedir. Su varlığına göre ülkeler aşağıdaki şekilde sınıflandırılmaktadır;
a) Su fakiri: yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 1 000 m 3 ten daha az

b) Su azlığı: yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 2 000 m 3 ten daha az

c) Su zengini: yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 8 000- 10 000 m 3 ten daha fazla .

Türkiye de Kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı 1500 m 3 civarındadır.Bu verilere göre sahip olduğumuz su kaynaklarını en iyi şekilde kullanma yollarını bulmak ve uygulamak zorundayız.Yukarıda da kısaca vurgulandığı üzere Türkiye de şuandaki sulanabilir alan 5.1 milyon hektardır.Bütün imkanlar kullanıldığında azami sulanabilir alan 8.5 milyon hektar olacaktır.Sulanabilir alanların arttırılmasın da en önemli faktör barajlardır.Bugün itibari ile büyük ölçekte 555 adet barajımız bulunmaktadır.Türkiye akarsular açısından zengin sayılabilecek bir ülkedir.Denizlere akan akarsu sayısı 20 adettir.Bu akarsuların denizlere boşa akmasını önlemeye dönük tedbirlerin alınarak 8.5 milyon sulanabilir alan hedefine ivedilikle ulaşılması gerekmektedir.Lakin sadece sulanabilir alanların arttırılması önemli değildir eldeki suyun nasıl kullanıldığı da önemli bir konudur.İlkel sulama yöntemleriyle hem suyumuz hem de toprağımız çoraklaşarak heba olmaktadır. Günümüz de yağmurlama ve damlama sulama teknikleri kullanılmaktadır. İlkel sulama metotları yerine yağmurlama ve damla sulama teknikleri kullanılması halinde üründen alınan verim %60’dan sırası ile %80 ve %90’a çıkarılabilmektedir. [ devam edecek.. ]

Not:İstatistiki bilgiler DSİ'den alınmıştır.
+Devamı